17 Ocak 2018, Çarşamba

Son dakika haberleri Antalya'nın haber sitesinde

Mahallenin mobeseleri

Eskiden her mahallenin kendisine özgü kuralları vardı. Eğer o kurallara uymazsanız başınıza gelecekler bellidir. Mahalle sakinleri sizi mahalle baskısıyla o kurallara uydurmaya çalışır.

Mahalle sakinlerinin uyguladığı mahalle baskısının ana silahı dedikodudur. Mahalleye yeni gelen birisine, bir aileye karşı öncelikle şöyle bir geriden bakılır. Bu günlerde “Mahallenin mobeseleri” diye tanımlanan yaşlı teyzeler başta olmak üzere mahalleye yeni taşınan aileyi mercek altına alınır.

Mercek altına alındığınızda kıyafetinizden, konuşmanıza, sokakta yürümenizden, baktınız yere kadar her şey mahalle mobeseleri ile kayıt altına alındığı için dedikodular da bu yönde hazırlanır. Mesela bakkala gittiniz ve bir kilo pirinç almak istediniz. Evde hanımı dolma yapmak için bekliyor ve bir kilo pirincin fiyatını bile sormadan aldıysanız eğer, bu çok iyi bir ipucudur. Mobeselerin çıkardığı dedikodu aynen şöyle olur, “Kıız adamın para sorunu yokmuş. Zaten pirinci alırken bile bütün 100 lirayı bakkalın önüne atmış. (Pirincin parası ne kadarsa ordan alın) demiş. Zaten görmüyormusun pantolonu bile filanca marka, ayakkabısı golanca marka. Bastırıyor parayı alıyor kardeş” diye başlar.

Çalışıyorsunuz, kazanıyorsunuz, verginizi veriyorsunuz.

Bu nedenle evinize televizyon aldınız. Televizyonu kurdurmak için mahalleden bir tamirciyi çağırdınız. Bu da çok iyi bir ipucudur. Mahallenin mobeseleri yine burada devreye girer. “Gördün mü kardeş, evine televizyon almış hava atıyor bize. Dün bizim Ahmet efendiyi çağırmış yanına, televizyonun kablolarını taktırmış. Bu kadar parayı nerden buluyor anlamıyoruz. Kesinlikle yasa dışı bir işi var bu adamın. Zaten fazla parası yokmuş ama muhtarlığa adaylığını koyacakmış.” derler

Mahallenin alt tarafında konuşulur, üst tarafına varıncaya kadar siz karun kadar zengin, mahallenin muhtarlığına bile adaylığınızı koymuş olarak çıkarsınız ortaya. Bazen de paranız pulunuz yerindedir, ama sizi küçümsemek için akla hayale gelmeyecek şeyler üretirler. “Amaan bakmayın böyle hava attığına, aslında filanca yerde küçücük bir dükkanı varmış. Orada bebeklere takke satıyormuş” diye tevatür üretirler.

Bazen bu dedikodular değişir. Adamın zengin, konumunun çok iyi, yüksek mertebeden birisi olduğu öğrenilince ise dedikodunun istikameti değişir. Biri çıkar kahvede, “Ya bizim şu mahalleye yeni geleni tanıyormusun” derler. Hemen ordan bir başkası atlar, “Tanımam mı. Askerliği birlikte yaptık kozağaçta. Bu benim yanıma acemi olarak gelmişti” der. Bir başkası “Hadi ordan len. Bu benim yanımda stajını yaptı. Abi abi diye dolaşırdı peşimde. Ben olmasam hayatta buralara gelmezdi” diye Bir başka başka açıdan girer, “Geçen geldi yanıma. Abi dedi. Ben senin emrindeyim. Ne dersen onu yapacağım dedi. Yüz vermedim kerataya” der. Ardından bir başka atlar. “Ya o benim çok iyi dostum. Dün aradı beni telefonla yaklaşık bir saat konuştuk. Bana yapacağı işlerle ilgili danıştı. Şöyle şöyle yap dedim. Akıl verdim” diye dolanır durur bu tevatürler.

  1. bende ne diyeyim. Dilinize sağlık. Devam. 
Yazarın Diğer Yazıları

Makale Yorumları

Makaleye Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code
Yorum Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yukarı çık